|
Kadiköy Gurubu 40 yıl Fenerbahçe`de iktidar olmuş, güçlü bir guruptu. Bu gurubun başkanı Rahmetli Semih Bayülken, Fenerbahçe Spor Kulübünün yönetimlerinde hakim olan tek isimdi. Diğer ismi ile Semih Baba, şen şakrak, esprili, küfrederken bile sevecen ama ...kafasına koyduğu şeyleri sonuna kadar savunan ve her şey bir tarafa Fenerbahçe Spor Kulübünün iyi bir yönetime kavuşmasına çaba sarfeden, tüm yaşamını buna göre planlayan bir kişi.. İyi bir Fenerbahçeli olduğuna hiç şüphemiz olmayan bir doktor ve ikinci lideri konumundaki kişi, yine Rahmetli Muhittin Bulgurlu her devrin ve her kişinin bir sonu olduğu gibi, Semih Bayülken'inde sonuna denk geldiği dönemlerde Bayülken'e olan tepkileri organize edip, birleşerek Semih Bayülken`in 40 yıllık iktidardan sonra kaybettiği ilk Kongre bizim Vakfımızın tarihinin başlangıcıdır. Rahmetli Memduh Eren ağabeyimin bir gurubu vardı. Bana göre, en sesli ve dürüst muhalefet yapan Memduh Eren Ağabeyimin gurubuydu. Çünkü! Rahmetli Semih Bayülken son zamanlarda kendisine muhalefet bayrağı açan gurup ve gurupçuklara ödünlerle, yönetimlerde veya kurullarda görevler verip, kendi safına katar ve muhalefetin büyümesini önlerdi.
Rahmetli Memduh Ağabeyimin gurubuna hiçbir şekilde taviz veremiyor ve yok edemiyordu, dolayısıyla ben de evvela Memduh Eren ağabeyimle fikren anlaşarak, bütün gurup ve gurupçukları organize ederek, Bayülken`in son dönemlerinde keyfi yönetim tarzı ve Kulübün sahibi gibi konumunda, yanlışlarının çok olduğu bir dönemde bütün tepkileri bir araya topladık, ve bu tepkiden doğan Birleşik Cephe oluştu. Biz bu çalışmanın Kongre öncesi günlerde çok sıkı çalışıp, tüm zamanımızı ve tüm mesaimizi vererek çekirdek bir ekiple tek cephe, tek hedef sloganıyla faaliyetlerimizi sürdürürken, Rahmetli Muhittin Bulgurlu da benim feyz aldığım dürüstlüğüne inandığım ve saygı duyduğum bir büyüğümdü. O zamanlar Muhittin Bulgurlu ağabeyimle de bir taraftan bilgi alış-verişinde bulunuyorduk. Bizi çok yakın takip ediyordu. Kongreden evvel böyle bir oluşuma da inanmıyordu. Çünkü senelerce her Kongre öncesi bu tür şeyler olmuş fakat, başarılı olamamıştı. Kongreden bir hafta, on gün önce o da inandı ve bizimle beraber oldu. Sonuçta Semih Bayülken`in kaybettiği bu Kongre Fenerbahçe politikasında ki son Kongresi oldu ve bir daha da Kongre tutamadı, sonra rahatsızlandı ve Rahmetli oldu. Birleşik ismi birleşmeyi çağrıştırdığından o gün için uygundu. Bu kongreden sonra Cephe ismi Cepheleştirmeyi çağrıştırdığı için bize ters geldi. Gurup olmaya karar verdik. Çağdaş, demokrat, katılımcı, çoğulcu bir politikayla yönetmeliği, ilkeleri olan bir gurup oluşturduk. Birleşik gurup olduk.
O zamana kadar Kongreler hep Fenerbahçe Sosyal Tesislerinde rakı masalarında organize ediliyordu ve içkili yemeklerde zaten meşhur olmuştu. Biz: Çağdaş, Bilgisayarları, Personeli, Sekreteryası, Toplantı salonları ve ihtiyaca göre Ofisleri olan bir çatı altında faaliyelerimize başladık. 35 kişilik yönetimli bir gurupla, ilk Kongremizi hatırlanacağı gibi Tahsin Kaya ile beraber kazandık, bilindiği gibi normal görev süresine 8 ay kala, Başkan istifa etti. Biz yine, Birleşik Gurup olarak Olağanüstü Kongrede Başkan adayı olarak Metin Aşık`ı destekledik. Osman Kavrakoğlu'na karşı Kongreyi kazandık ve 8 ay sonra tekrar Metin Aşık ile Kongre`ye girdik, o zaman da Ali Şen`e karşı, (Ali Şen`de Kadıköy Gurubundan aday olmuştu) Kongre`yi kazandık. Yeni Yönetim Kurulumuzda yeni üye olarak, Aziz Yıldırım, kuzeni Osman Yalçın, Köksal Özbek ve Vefa Küçük vardı. Dört kişilik ekip olarak yönetime yeni girmişlerdi. Bu kongre Aziz Yıldırım`ında Fenerbahçe`de ilk hizmete "Merhaba." deyişi olmuştur.
O Kongre'de bende, yönetime girmiştim. Rahmetli Muhittin Bulgurlu Ağabeyim dışarıda kalmıştı. Çok iyi uyum içinde heyecanlı, genç, üretken bir yönetim olarak göreve devam ederken, Rahmetli Muhittin Bulgurlu ağabeyim belki, belli bir yaşa gelmişliğin verdiği değerlendirme ile bizi devirmek isteyenler, çekemeyenlerin her toplumda olduğu gibi dedikodu yapanların dolduruşuna gelerek, yönetime müdahale etmek istiyordu. Rahmetli Semih Bayülken kendisini çok iyi idare ediyordu. Çünkü! Muhittin Bulgurlu, benim tanıdığım zamanlarda çok aktif değildi. Semih Bayülken, kendisini çok iyi onore ve idare ediyordu. Belki ben, onu beceremedim. Ama çok rahatsız oldum. Yıldım, Yıldırıldım ve hatta yönetimimizde o zaman ikiye bölünmüştü. Tabii Aziz Yıldırım, Vefa Küçük, Osman Yalçın ve Köksal Özbek şaşkındılar! Ne yapacaklarını bilemediler.
Böyle dışarıdan yönetilir gibi bir sistemde Başkan Metin Aşık`ın arkasından yönetimde Muhalefet oluştu. Sonuçta belli bir yere geldi, benim tarzımdır, gurubumuzun ve gurubun yönetimdeki lider pozisyonundaki kişi olarak gurubumuzun yönetimini, yani 35 kişilik yönetimimizi toplantıya çağırdım. Toplantıya çağırırken, arkadaşlarımı tek tek ben aradım. Çağırırken telefonla hepiniz beni yargılayacaksınız. Ben yargılanmak istiyorum, özeleştiride bulunacağız ve içimi dökmek istiyorum, herkes eteğindeki taşı dökecek dedim! Bu tarz davetimi, Rahmetli Muhittin Bulgurlu, değişik bir şekilde sabote etti ve bu toplantıyı güç gösterisi şekline soktu. Yani ben! Çoğunluğu sağlayamayacak ve toplantıyı yapamayacaktım. Bu şekilde de pasivize olmuş ve bitmiş olacaktım. Sonuçta ben çoğunluğu sağladım ve istediğim öz eleştiri toplantısını yaptık ve biz "Birleşik Gurup" olarak yolumuza devam ederken, Muhittin Bulgurlu ve bazı arkadaşlarımızla yollarımız ayrıldı ve biz aynı mekanda "Birleşik Gurup" olarak faaliyetlerimize devam ettik.
Yollarımız ayrılan arkadaşlarımız, ayrı bir yapılanma içine girdiler. Her zaman Türkiye'de yaşanmış, örneği olan bir şekilde "Öz Birleşik Gurup" ve "Asıl Birleşik Gurup" gibi önüne isim koyarak, birleşik gurup biziz mesajını verme çabası içine girdiler. Bana göre o günde saçmaydı, bu günde saçma zaten bittiler sonları oldu. Çünkü temeli yanlıştı. Her kişinin, her gurubun, kendine göre bir ilkesi, bir hedefi, bir sistemi olur. Spor Kulüpleri konusunda, Türkiye`de yasal boşluk var, bilindiği gibi Kulüpler, Dernekler yasasına göre yönetiliyor. Kulübümüz büyük bir camia, büyük oy potansiyeli var. Çok büyük Kongreler oluyor, demokratik bir sistemi olan Kulübümüzde biz de Partiler gibiyiz. İllegal faaliyet gösteriyoruz yani, gurup derken gurubun hiçbir yasal tutanağı hiçbir yasal sistemi yok. Tamamen illegal! Asıl amaç Fenerbahçe'ye hizmet.
Bizim de bir Derneğimiz vardı! Ama adı Birleşik Gurup değil, "Fenerbahçe`yi Sevenler Derneği" idi. Amacımız dernek lokali işletme ruhsatı alarak, gurup binamızı lokal olarak kullanabilmekti. Muhittin Bulgurlu ve arkadaşları da bizden ayrılınca, Birleşik Gurup Derneği isminde ,dernek kurdular. Dernek olduktan sonra da, asıl "Birleşik Gurup" biziz diye bir takım mesajlar vermeye çalıştılar. Fakat, amaçlarına ulaşamadılar. Ancak Birleşik Gurup Derneği ve Birleşik Gurup olarak devamlı insanların kafalarını karıştırdılar. Tek becerdikleri, başardıkları bu karmaşık ortam olmuştu. Üyelerimiz, bizi birbirimizle karıştırdı biz Birleşik Gurup faaliyetlerine devam ederken, ilk Kongre`de Muhittin Bulgurlu`nun, Birleşik Gurup Derneği Vefa Küçük`ün başkanlığında Aziz Yıldırım, Osman Yalçın ve Köksal Özbek`inde aynı yönetimde olduğu bir liste ile kongre tutarken, Ali Şen Kadıköy Gurubunun adayı, Hasan Özaydın kendi başına bağımsız aday ve bizim Birleşik Gurup olarak adayımız Metin Aşık`tı. Böyle bir kongreyi Caferağa Spor Salonu`nda yaptık. Hatırlanacağı gibi: Fenerbahçe tarihinin en çok Başkan adayı olan, en demokratik kongresiydi. O, kongreyi biz kazandık. Bizim gurup olarak iktidarımız, o kongre ile başladı. Biz Muhittin Bulgurlu`nun Birleşik Gurup Derneğini, Kadıköy Gurubunu ve tüm gurupları yenmiştik. Başarılı bir kongre geçirmiştik.
Fenerbahçe`de uzun yıllardır, Partiler örneğinde olduğu gibi: Gurup faaliyetleri sürmekteydi. Birleşik Gurup da bir çeşit parti gibi, çalışan sistemlerden birisiydi. 7 yıllık bir süre iktidar döneminden sonra, muhalefet olarak da kısa bir dönemimiz oldu. Her iki tarafda da gördük ki gurupçuluk hiçbir sistemi olmayan, çürümüş, kokuşmuş bir anlayıştı. Yüzelli kişiyle başlayan, kongre dönemleri ile bugün git gide büyüyen Kulübümüzde gurupçuluk yapısı iflas etmeye mahkumdur. Bu sisteme alternatif olarak, arkadaşlarımız ile birlikde günümüz çağdaş koşullarına ve yasalarımıza uygun olan çeşitli araştırmalar yaptık. Böylece, Vakıf çatısı altında yeni bir yapı ve yasal kimlikle Fenerbahçe`ye hizmet etme kararı aldık. Bizler, gurupçulukta olduğu gibi Kongre öncesi organizasyonlar yapıp, sonradan sen ben, siz biz gibi kişisel çekişmelerin yaşanmayacağı, tam tersine kongre öncesi ve sonrasında Fenerbahçe'nin yönetimindeymiş gibi, yönetim ile beraber yapıcı ve kalıcı hizmetler üretmek ve yaşatabilmek için bu vakfı kurduk. Çoğulcu, katılımcı, demokratik bir sistemle daima Fenerbahçe için çalışan bir kurum oluşturduk. Bu arada, bir tüzük tadili kongresi ile üye girişini kolaylaştırdık. Türkiye`ye mal olmuş bir kulüp ve camia olarak Kulübümüzün, Türkiye`ye yayılabilmesi ve kongre üyesinin çoğalabilmesi için önemli bir adım attık. Biz hedeflerimizi büyütmek mecburiyetindeydik. O günkü lokalimiz artık, bize yetmez oldu. Bu günkü vakıf binamızın yerini o zamanki başkan Sayın Ali Şen ve Yönetiminin bize tahsis etmesinden sonra imece usulü ve 1.000.000.(Bir milyon) Dolarlık bir harcama ile ihtiyaçlarımıza ve sistemimize uygun bir şekilde hizmet edebilecek bir mekan haline getirdik.
Bu gün bu lokal de bize yetmiyor! Daha büyüklerini planlamak ve yapmak durumundayız. Genel Kurulumuzun ve Kulübümüzün üye sayısının büyümesi ile beraber vakfımızda büyüyordu ve büyümeye bu günde devam ediyor.
Sonuçta vakfımız şu anda bir müessese, Fenerbahçe Kulübünün önemli bir müessesesi olmuş durumda. Bu arada Kadıköy gurubundan itibaren Birleşik Cephe, Birleşik Gurup ve Birleşik Vakıf olarak, bu günlere gelirken yine Rahmetli Muhittin Bulgurlu ile olduğu gibi, bazı arkadaşlarımızla fikir ayrılığına düştük, yollarımız ayrıldı. Bunlardan bir örnek de benim kardeşim Şevket Yılmaz`ın Başkanı olduğu 2000 Gurubu, yani Fenerbahçeliler gurubu oldu. Onlar da gurup olarak başladı. Sonra Gurup adından rahatsız olup, Dernek oldular. Bununla beraber yine, üçer beşer aramızdan ayrılanlar oldu. Bunlar bizim ilkelerimiz, hedeflerimiz doğrultusunda ters düştüğümüz arkadaşlarımızdan. Bir örnek de, 2000 yılı Kongresinde yönetim kuruluna giren Dursun Ekşioğlu ve arkadaşlarıdır. Bu konuyu ve bu tip konuları ve gerçekleri, görüşler sayfasında her zaman açıklıkla okuyacaksınız.
Vakfımızın kuruluşundan bu yana çeşitli komiteler oluşturduk. Komitelerin faaliyetlerini çok kısa bir sürede uygulayarak gerçekleştirmeleri ise, beni çok mutlu etmektedir. Görüyorum ki kararlarımız doğru. Yani artık, eski tarzda olduğu gibi, kimse elli kişi ile içki içerek, bu işi meslek edinmiş, üç- beş kişiye menfaat sağlayarak benim elli oyun var, yüz oyum var diyemiyecek. Benim elli oyum var, yüz oyum var diyerek yönetici olma devri bitti. Artık elli-yüz-ikiyüz-beşyüz oyun denge olduğu günler geride kaldı. Önümüzdeki dönemde tahminen onbin üye Kongreye katılacak. Onun için üçyüz, beşyüz oyun hiçbir değeri kalmıyor. Şu anda yönetimleri, komiteleri, kurulları olan, demokratik ve çağdaş bir müesseseyiz. Dolayasıyla yine bizim, ilke ve amaçlarımız doğrultusunda hareket etmeyen aykırı arkadaşlarımız ile benim eskiden beri ola gelen tarzım gereği, her zaman özeleştirili mahkemeler kuruluyor ve bu arkadaşlarımız ile yolumuz ayrılıyor ve ayrılmaya da devam edecek. Hiç problem değil! Önemli olan, bizim ilkelerimiz gereği hareket edilmesi ve birbirine bağlı, sadık "ÖNCE FENERBAHÇE, SONRA FENERBAHÇE, HER ZAMAN FENERBAHÇE"yi düşünen, Kulübümüze yakışır ve çağdaş bir müessese olmak. Tabii bu müessese olmanın getirdiği sistemde, bazı arkadaşlarımız Haysiyet Divanı'mız vasıtasıyla bazı arkadaşlarımız da Haysiyet Divanı`na gerek kalmadan, istifa ediyor. Birleşik Vakıf Fenerbahçe Kulübü`nün en önemli ve en etkin partisi, siyasi bir tanımla sivil toplum örgütüdür. 10 Ekim 1997 tarihinde ilk kuruluş senedi yapılarak yargı organınca onaylanan BİRLEŞİK FENERBAHÇELİLER SPORA HİZMET-EĞİTİM-KÜLTÜR VE DAYANIŞMA VAKFI... O günlerden bu günlere hergün biraz daha genişleyerek geldi ve bir örnek olarak 15 Şubat 1998 Kongresinde adayımız Vefa Küçük (1468) oy almış ve başkanlığı 1 oy fark ile Aziz Yıldırım'a kaptırmıştık. Ancak Yönetim Kurulları tümüyle bizde kalmıştı. Böyle bir seçim ve böyle bir çelişki Fenerbahçe tarihinde ilk defa oluyordu. Ama biz gücümüzü kanıtlamıştık. Artık hiç kimse bize kaç kişisiniz ki, kuvvetiniz ne?.. diyemiyordu. Fenerbahçe'nin hayatına planlı ve programlı, ilkeli misyonu ve buna uygun vizyonu olan bir varlık olarak tüm gücümüzle katkı yapmaya hazırdık.
Vakfımız sonraki yıllarda bu etkinliğini artırarak sürdürmüş ve bugünlere sizlerin gayret ve çabaları ile gelmiştir.
Artık Fenerbahçemizin ufkundan hiç silinmeyeceğiz. Her zaman onun yanında ve onunla iftihar edeceğiz.
Bu işi mektebi de olmadığına göre bugüne kadar iktidarda ve muhalefette edindiğimiz tecrübelerle her zaman Fenerbahçe`ye, faydalı faaliyetlerde bulunmayı amaç edindik. Her zaman Fenerbahçe yönetimlerinin yanında olacağız.
Bundan sonra muhalefet yapma şansımız yok. En önemli ilkemiz her zaman, seçilmiş yöneticiymiş gibi yönetimlerin yanında ve beraber Fenerbahçe`ye hizmet etmek...
|