HERKES RAHAT RAHAT UYUYABİLİR ARTIK!
Merhaba dostlar; MERHABA;
başımız dik bir şekilde çıktığımız Chelsea maçından, yine başımız dik bir şekilde, onurumuzla, geleceğe attığımız umut tohumları ile ayrıldık. Ezilmedik, hani derler ya çatır çatır futbol oynadık. Bizleri küçümseyen İngilizlere, futbolun doğduğu topraklarda zaman zaman futbol dersi bile verdik. Hep söylediğim gibi, bireysel futbol oynayan, takım gibi bir takım olmayan Chelsea’ye karşı, hani derler ya, futbol şansının yanında olmadığı bir maçtan sonra, ne yazık ki elendik Şampiyonlar Ligi’nden. Gücümüzün farkında olarak, oyunu hep kontrol ederek oynadık. Pozisyon da bulduk. Ama, gol olmayınca olmuyor işte. Chelsea takımının bence oyunu bilerek yavaşlatmasına da orta sahada pres yapmayarak yardımcı olduk. İstabul’daki maçta, maçın kader anlarında ortaya çıkan bazı futbolcularımız, ne yazık ki Londra’daki maçta beni yanılttılar. Chelsea takımı da tam bir hayal kırıklığı idi. Bir İngiliz takımını bu derece formsuz yakalayıp Şampiyonlar Ligi’nden elenmek gerçekten de üzücü. Bir tek gol dostlar, bir tek gol her şeyi değiştirebilirdi. Olmadı, olmadı… Olsun… Şimdi olmasa da, belki de seneye OLACAK…
İşin psikolojik tarafından bakarsak, tıpkı dünya kupasında final oynayacakken üçüncü olduğumuz gibi, Chelsea maçına da gerek toplum olarak, gerekse spor kamuoyu olarak ne yazık ki hazır değildik. Daha İstanbul’daki maçtan sonra, Fenerbahçe görevini yaptı demeye başladık. Altını çizerek söylüyorum, Fenerbahçe’nin daha ileriye gidebileceğine gönülden inanmadık. Ya da inanmayanlar çoğunlukta idi diyelim. Chelsea takımını o kadar büyüttük ki, sanki elemek imkansızmış gibi bir duruma getirdik. Nedeni de ne yazık ki maddi mesele. Genelde maddiyat peşinde koşup, işin maneviyat tarafını son zamanlarda unuttuğumuz için işin maddi tarafını ön plana çıkardık. Bilmem kaç milyon dolarlık Chelsea takımını, daha az milyon dolarla oluşturulan Fenerbahçe takımı eleyemezdi değil mi? Takım olma ruhunu pek düşünmedik. Ama umut vardı… Evet, öyle de oldu… Fenerbahçemiz elendi… Çoğunluğun istediği oldu işte. Herkes rahat rahat uyuyabilir artık!
Futbolcu kardeşlerimi, teknik heyetimizi, o muhteşem taraftarımızı, yönetimimizi can-ı gönülden kutluyorum. Türkiye’mizin tanıtımına yaptıkları katkıdan dolayı teşekkür ediyorum, bu güne kadar bizlere yaşattıkları sevinçlerden dolayı teşekkür ediyorum ve ayağa kalkıp, ellerim patlayıncaya kadar alkışlıyorum Fenerbahçemizi. İçimizdeki İrlandalılar şimdi ne yapacak bakalım? Herhalde Chelsea’nin Liverpool ile yapacağı maçlar için İngiltere’ye gidip gelecekler. Ama hangi takımın formasını giyecekler, hangi takıma çiçek verecekler orasını bilemem! Oysa Fenerbahçemiz turu geçseydi en azından Liverpool’u havaalanında çiçeklerle karşılama ve Liverpool formasını giyme fırsatı bulacaklardı İstanbul’da. Onların da umutları suya düştü ne yazık ki. Tüh, yazık oldu!
Seyirciye dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Tel örgü yok, küfür yok, sahaya yabancı madde atma yok. Eeeee futbolun beşiği İngiltere’ye ve Shakespeare gibi büyük bir yazarı dünyaya armağan eden bir ülke insanına da böylesi yakışırdı.Şimdi gelelim kendi ligimize. Fenerbahçemizle şampiyonluk kovalıyan takımlar düşünsün şimdi.
Shakespeare Julius Ceasar oyununda, “İnsanın ettiği kötülük yaşar ardından, iyilikleriyse toprağa gider kemikleriyle.” der. Umarım bu yıl Fenerbahçemizin Şampiyonlar Ligi’ndeki iyilikleri toprağa gitmez, önümüzdeki yıllarda da olumlu yönde katlanarak, filizlenerek yaşamaya devam eder. Sevgiyle, dostlukla kalın.
|